"TÜRK TOPLUMU OLARAK HER YERDE OLMAMIZ GEREKİYOR"
Çarşamba, 25 Ocak 2012
Üç çocuklu bir ailenin en küçüÄŸü olarak 1969’da Belçika’da dünyaya gelen Sait Köse Belçika’da siyasete atılan bir Türk. Köse de birçok Türk siyasetçi gibi 2000 yılında siyasete atılmış ve önemli hizmetlere imza atmış. İşte Köse’nin dergimizin sorularına verdiÄŸi cevaplar :
Soru : Sait Köse kimdir? Sizi tanıyabilirmiyiz ?
Cevap : Belçika’ya ilk gelen Türk ailelerinden birinin çocuÄŸuyum. Babam Belçika’ya 1965 yılında EmirdaÄŸ Karacalar Köyü’nden gelmiÅŸ. Tabi o zamanlar biraz zor olmuÅŸ Belçika’ya gelebilmek. BilindiÄŸi gibi Belçika’ya ilk gelen yine bir Karacalarlı. Kötü Ahmet diyorlar ilk gelen kiÅŸiye. EniÅŸtem buradaydı Hava Ardıçlık’ın babası onun yanına gelmiÅŸ babam. Ben 1969’da doÄŸdum burada. 3 çocuklu bir ailenin en küçüÄŸüyüm. İlkokulu, ortaokulu, liseyi burada tamamladım. Daha sonra iÅŸ hayatına girdim. 2005 yılında bir iÅŸyeri kurdum iÅŸyerim hala faaliyetine devam ediyor.
“BİZİM EVDE HEP SİYASET KONUÅžULURDU”
Soru : İlk olarak siyasete ne zaman atıldınız ve siyasete atılma fikri nereden çıktı ortaya?
Cevap : Siyasete 2000 yılında girdim. Siyaset benim ilgi duyduÄŸum bir konuydu. KüçüklüÄŸümden beri bizim evde siyaset konuÅŸulurdu. Babam iyi Ecevitci idi yani CHP’liydi. EniÅŸtem de iyi bir Adalet Partiliydi. Babamla eniÅŸtem hep siyaset konuÅŸurlardı. Hep ilgi alanıma girdi siyaset küçüklüÄŸümden beri. İlk defa 2000 yılında Belçika’da Türkler siyasette bir baÅŸarı elde ettiler. Daha önce birkaç deneme olmuÅŸtu ama baÅŸarı saÄŸlanamamıştı. Ben de 2000 yılında Belediye seçimlerine girdim ve kazandım. 2001 yılında da Schaerbeek’te göreve baÅŸladım Belediye BaÅŸkan Yardımcısı olarak. 2006 belediye seçimlerinde tekrar aday oldum tekrar kazandım. Bundan sonra da spor ve gençlikten sorumlu Belediye BaÅŸkan Yardımcısı oldum. Buradaki sistem farklı. Türkiye’de valilerde olan birçok yetki burada belediyelerde.
Soru : 11 yıldır Belçika’da siyasetin içindesiniz. Yaptığınız önemli hizmetler var mı? Varsa bu hizmetlere birkaç örnek verir misiniz ?
Cevap : Elbette ki var. Belki bununla ilgili onlarca örnek verebilirim ama en önemlilerinden birkaç tanesini söylemek istiyorum. Ama öncelikle ÅŸunun altını çizmek istiyorum biz burada belediyede yerel hizmet veriyoruz. Burası Belçika’nın en büyük ilçe belediyesi. Bizim önümüzde Brüksel Merkez var. Biz burada hizmet ederken burada yaÅŸayan bütün toplumlara yönelik hizmetlere imza atıyoruz. Tabi biz Türk asıllı olduÄŸumuz için Türklerin hassas olduÄŸu konularla biraz daha fazla ilgileniyoruz. Birkaç tane örnek vereyim. Gözle görülmese de çok önemli bir hizmetimiz oldu bizim. Bunu baÅŸka belediyeler de kopyaladı bizden. Burada bizim en büyük sıkıntımız eÄŸitim. Çocuklarımız belli bir dönemden sonra okuldan kopuyor. Ben spor ve gençlikten sorumlu olduÄŸum için her sene AÄŸustos ayında çocuklara yönelik öÄŸretmenler tutuyoruz özellikle izinden gelenlere yarım gün ders yarım gün spor yaptırıyoruz. Çocuklar izine gidip geliyor geldiklerinde tekrar okula alıştırmak için öÄŸretmenler eÅŸliÄŸinde onları imtihanlara hazırlıyoruz. Daha önce bütün lemeye kalan çocukların baÅŸarısı yüzde 40 idi biz bunu yüzde 80’e çıkardık. Bir diÄŸer hizmet bizim burada bir futbol sahamız vardı 100 yıllık. 1969’dan beri bu sahaya bir tek çivi çakılmamış. Bu futbol sahasını ben Belediyenin kasasından bir kuruÅŸ çıkmadan çok uzun uÄŸraÅŸlarla iÅŸler hale getirdim. Bunun açılışını 1. ayın 14’ünde yapacağız. Bizim Türk çocuklarının futbola ilgisi çok fazla. Spor tesisleriyle ilgili sekiz on tane daha örneÄŸimiz var. Çocuklarımıza yeni tesisler kazandırdık. Bir de küçük örnek vermek istiyorum. On yıl önce bu Chausse De Haecht tadilattan geçti. O zaman haberim vardı. Gittim projeye baktım. Bizim burada iki tane camimiz var. Camilerin önüne küçük bir boÅŸluk bırakmışlar. Biz bu camilerin önünü geniÅŸlettik. Bu ilk yapılan projelerden biriydi. Hakkını yemeyelim bunu Halis Kökten’le yaptık. Dini konularda bir diÄŸer hizmet ise; Kurban Bayramlarında çeÅŸitli sıkıntılar yaÅŸanıyordu burada. Çok uzun çalışmalardan sonra biz burada belediye olarak camilerle beraber kurban kestiriyoruz. Schaerbeek’te son bir yılda yapılan her hizmette bizim az ya da çok emeÄŸimiz var. Son bir örnek daha vereceÄŸim. İzin döneminde Sırbistan’da ehliyetlerle ilgili bir sıkıntı vardı. Bu izine bir hafta kala patlak verdi. Hiçbir siyasi bunu ele almadı. Yine yerel bir siyasetçi olmama raÄŸmen buradaki Sırp KonsolosluÄŸuna ve BüyükelçiliÄŸine yazı yazdım. Sırbistan’daki Belçika KonsolosluÄŸuna ve BüyükelçiliÄŸine yazı yazdım. Bunlarla konuÅŸtum ve geri bana dönüldü. Benim bu yazışmalarımdan sonra Sırp İçiÅŸleri Bakanlığı Sırbistan’daki bütün gümrük kapılarına müfettiÅŸ göndererek kontrol ettirdi. Onların bana gönderdiÄŸi cevapları fotokopi yaptırdım camilere dağıttım. İzine giderken yanınızda bulundurun dedim. Herhangi bir sıkıntı olursa baÅŸkonsolosluÄŸun yazısını gösterin dedim. Küçük birÅŸey gibi görünüyor ama izinden önce vatandaÅŸlarımız bunun sıkıntısını yaÅŸadı.
Soru : Yaptığınız işi yani siyaseti severek mi yapıyorsunuz?
Cevap : Tabi ilk girdiÄŸimiz yıllarda bunun bir heyecanı vardı. Çok sıkıntılı olduÄŸumuz dönemler oldu. Bir taraftan vatandaÅŸlarımızın talepleri oluyordu bir taraftan Belçika Devleti’nin kanunları yasaları vardı. Åžimdi vatandaÅŸ da daha bilinçli çok fazla olmayacak taleplerle gelmiyorlar. Eskisi kadar böyle talep olmuyor. Ama yaÅŸadığımız sıkıntılar da tatlı sıkıntılardı. Onun da bir zevki vardı. Zaten en ufak bir sıkıntıda bırakıp gitmemek gerekiyor. Veya en ufak bir sıkıntıda partiyi deÄŸiÅŸtirmemek gerekiyor. Ben ÅŸunu söylüyorum. Belki bazı partilerde siyaset yapmak kolay ama Türk toplumu olarak bütün partilerde olmamız gerekiyor. Her yerde olmamız gerekiyor. Herkes aynı ÅŸeyi düÅŸünmek zorunda deÄŸil. Ayrı ayrı ÅŸeyler düÅŸüneceÄŸiz ki tartışacağız konuÅŸacağız. Biz partilerde ne kadar güçlü olursak parti programlarında o kadar güçlü oluruz. Ben FDF’deyim yani Demokratik Frankafon. Ama biz yıllardır MR dediÄŸimiz liberal partinin çatısı altında siyaset yaptık. Ama iki ay önce biz MR ile ters düÅŸtük ve ayrıldık. Bundan sonra tek başımıza hareket edeceÄŸiz.
Soru : Peki hatırladığınızda sizi güldüren veya düÅŸündüren bir anınız var mı?
Cevap : Çok var ama benim hep hatırladığım bir anı var. Bir vatandaşımız fotoÄŸraf çektirmek istiyor kimliÄŸi için. Makina parayı yutmuÅŸ. Bu makina özel sektöre ait. 20 frangını yutmuÅŸ vatandaşın. İşte benim kapı tıklandı vatandaÅŸ içeriye girdi, buyrun dedim , vatandaÅŸ “ya baÅŸkan siz maliyeden sorumluymuÅŸsunuz benim parayı makine yuttu ÅŸu benim 20 frangımı bi versen” dedi. Yani güzel bir anı bu.
“TÜRKİYE’DE YAÅžAYAN İNSANLAR İKİ ÅžEYİN ÖNÜNDE EŞİTTİ, O EŞİTLİK BOZULDU”
Soru : Son günlerde bedelli askerlik gündemde. Ne düÅŸünüyorsunuz bu konuda?
Cevap : Bedelli askerliÄŸin çıkış nedenini biliyoruz. Yani önceden dedelerimiz askerliÄŸini yapıp geliyormuÅŸ yeni nesilde ise iÅŸte kimliklerin günü falan bitiyordu onun için çıkartıldı. Avrupa’da yaÅŸayan vatandaÅŸlarımız iÅŸlerini kaybetmesinler, sıkıntı olmasın diye çıkarıldı. Bence o yıllarda ve ÅŸu andaki haliyle doÄŸru birÅŸeydi. Ama bu yeni çıkan yasayı ben doÄŸru bulmuyorum. Türkiye’de yaÅŸayan insanlar iki ÅŸeyin önünde eÅŸitti bir Allah’ın önünde bir de askerde. Åžimdi bu eÅŸitliÄŸi bozduk. Åžimdi artık insanlar eÅŸit deÄŸil paralılar ve parasızlar var. Türkiye için konuÅŸuyorum parasızlar gidip askerlik yapacak paralılar parasını verip askerlik yapmayacak. Bu devletin eÅŸitliÄŸi ilkesini bozdu. Avrupa’daki askerlik konusuna gelince. 21 gün askere herkes gidiyordu. 10 bini verip hiç gitme demek yanlış bence. Duyuyoruz Türkiye’nin çok parası var deniyor. İşte 3 milyon ÅŸuraya 5 milyon ÅŸuraya veriyoruz diyorlar. Ama geri dönüyor para için eÅŸitliÄŸi bozuyor. Ben 1990 yılında 2 ay gittim. 10 bin Avro birçok insana göre çok para. Çalışan bir insanın burada aydığı maaÅŸ 1200-1300 Avro. Bunun zaten 500’ü kiraya gidiyor. 200-300’ü elektriÄŸe falan gidiyor. Bu parayı bir vatandaÅŸ 3 yılda ancak biriktirir. Maddi yönünün dışında bir bunun manevi boyutu var. 21 gün gidiyordu insanlar orada güzel arkadaÅŸlıklar oluyordu. Belçika’dan giden bir genç Almanya’dan Fransa’dan biriyle tanışıyordu. Burada bir paylaşım oluyordu. Ben 1990’da gitmeme raÄŸmen hala Almanya’da arkadaÅŸlarım var. Bizim Türk toplumunun en çok anlattığı ÅŸey askerlikti. O hatıralar da artık kalkacak.
“BAÅžKAN, BEN SİZİ KARÅžILAMIYORUM, SİZİNLE GÖRÜÅžMEK İSTEMİYORUM DİYEMEZDİ”
Soru : Son olarak Vlaams Belang’ın EmirdaÄŸ ziyaretini nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?
Cevap : Öncelikle EmirdaÄŸ Belediyesinin onlarla bir anlaÅŸma yaptığını, onlara herhangi bir taviz verdiÄŸini tahmin etmiyorum. O insanlar oraya kadar gittilerse EmirdaÄŸ Belediyesinin de “ben sizi karşılamıyorum, sizinle görüÅŸmek istemiyorum” gibi sözler diyebileceÄŸini de düÅŸünmüyorum. Onlar oraya kadar geldilerse bir devlet makamı olarak kısa da olsa onları orada karşılayıp, ağırlayıp , görüÅŸebilir diye düÅŸünüyorum. Ama onun dışında anlaÅŸma yapılmış , çok samimi pozlar verilmiÅŸ onları doÄŸru bulmuyorum.
Soru : Eklemek istediğiniz birşey var mı son olarak?
Cevap : Ben size bu yeni giriÅŸiminizde baÅŸarılar diliyorum. Siz yıllardır bu iÅŸi yapıyorsunuz. Gazetecisiniz, inÅŸallah ortaya iyi bir eser çıkar. Bu da bir yerde toplumsal bir hizmettir.



